Bir doktor arkadaşım tavsiye etmiş bizim Bakım Merkezimizi. Sabah gelen bir telefonun ardından birkaç saat sonra geldi Memnune Hanım. Hiç çocuğu olmadığı için Yeğenleri tarafından çok seviliyor el üstünde tutuluyordu. En şık odamıza yatırdık, kıyafetlerini çıkartıp kontrollerimizi yapıyorduk. Gördüğüm manzara karşısında biraz şaşkın, biraz üzgün açıkçası biraz da korktum. En fazla 30-35 kilo, oldukça bakımsız ve çok kötü bir koku yayılıyordu odanın her yerine. Sırtını çevirdiğimizde, Sacral bölgesinde beline kadar yayılan ve kemikleri görünen, enfekte bir bası yarası, topuklarında da bir o kadar derin bası yaraları karşısında nutkum tutuldu, başım döndü. Banyo yaptırılıp hazırlanana kadar ailesinden Memnune Hanım hakkında bilgi almak üzere yanından ayrıldım. Kız kardeşinin çocukları ilgileniyorlardı kendisiyle. Yani Memnune Hanımı getiren yeğenleri. Fakat Kız Kardeşi CA olduğu için son 1 aydır Terminal Dönemde durumu ağırmış. Memnune Hanımla hiç ilgilenememişler. Kız kardeşi öldükten sonra ziyaretine geldiklerinde bakıcısı yeğenlerini eve almak istememiş. Onlarda zorla girip baktıklarında bu halde bulmuşlar.

Yemek yemiyormuş çünkü yemeyi unutmuş, bakıcıda hiç uğraşmamış yedirmeye. İçim acıdı bir insan nasıl bu hale getirilir diye. Bebek gibiydi Memnune Hanım. Az da olsa mantıklı konuştuğunda hep dua ederdi bizlere. Hiç susmazdı hep konuşurdu. Bazen mantıklı bazen mantıksız ama hep çok konuşur, çok cilve yapardı. Ne kadar zorlasam da benim adımı söyleyemez “Delik” derdi. İzinli olduğumda bile çok çok özlerim, videosunu çekip gönderirler bana. Yarasının pansumanları her gün yenileniyor sonuç iyiye gidiyordu. Yemek yemesi lazımdı ama yemiyordu. Ne yemek ne mama hiç bir şey yemiyordu. Her türlü muhallebi, çorba, tatlı denedim ama her kaşığı hem de çay kaşığını suratıma tükürürdü. Oturup ağlardım ne yapacağımı bilmez haldeydim. Sabırla tekrar tekrar denedim ta ki o gün gösterişli şıkır şıkır bir kolyeyle işe gelene kadar. Memnune Hanım kolyemle oynamaya başladı, yakalamaya çalışıyor, yakalarsa ağzına almaya çalışıyordu. O arada muhallabiyi yedirmeye başladım ve hiç itiraz etmeden bir güzel yedi koca kaseyi hiç tükürmeden. O günden sonra her gün oyuncaklarla, kolyelerle oyalayarak yemek yemeye başladı Memnune Hanım. Hem de ne yemek ne bulsa yiyor, asla doymuyordu. Normal yemek yemeye başladı artık. 4 ay içinde yaraları tamamen düzeldi, masada oturup kendi başına yemek yiyebilir duruma geldi. Memnune Hanım bir mucize, olağan üstü bir kadın. Bazen sohbet ederken “BEN HİÇ AŞIK OLMADIM” der. Benim Canım oldu, bir tanem oldu, göz bebeğim oldu, her şeyim oldu. Bana yaptığım işi sevdiren, beni bu işe bağlayan bebeğim oldu. Ne zaman canım sıkılsa, üzülsem koynuna girip sarılırım sımsıkı ona. İyi geliyor bana iyileştiriyor kendi yaralarımı da……

Yaşlılarımızın gerçek yaşamlarından, hayat hikayelerinden, birlikte yaşadıklarımız anılardan örnekler vermek istedik. Anıların kimi zaman duygu dolu, kimi zaman komedi yüklü oluşu tamamen doğallıktan kaynaklandığını belirtmek istiyoruz. İnsan hayatına olan saygımız, mahrumiyete verdiğimiz değer nedeniyle isimler değiştirilmiştir.

Leave a Reply

Yaşlı Bakım Merkezimizin Korona Virüsüne Karşı Formaldehit ve Antimic Dezenfeksiyon Yapılmıştır